HOMEOPATİ

"Sağlıkta Bütünsel Yaklaşım"

KLASİK TIP İLE HOMEOPATİ FARKI



Hastalık belirtisi olarak gördüğümüz yakınmalar aslında hastalıkla savaşan bedenin yarattığı değişikliklerdir. Geleneksel tıp bir hastalık tablosundaki bu belirtilerin tümüne bir hastalık adı (teşhis) koyarken (teşhisten tedaviye giderken, ki bu teşhis edilen hastalık, her hastada aynı belirtileri göstermez gene de aynı hastalıkmış gibi davranılır) homeopati bu belirtileri olduğu gibi alır, herkesin kendine özgü bedeninin savunma belirtileri olarak değerlendirir.. Hastalığın başka bir düzlemde olduğunu savunur, çünkü klasik tıpta da belirtileri tedavi etmekle hastalığı tedavi edemediğimizi görüyoruz, örneğin akut bir hastalık olarak baş ağrısı bir çok nedenden kaynaklanabilir; stres, üzüntü, yorgunluk, damar tıkanıklığı, kafa travması vs.. Baş ağrısı için kullandığımız ağrı kesici ilaç bu rahatsızlıkların hiçbirini tedavi etmez yalnızca ağrıyı hissetmemizi engeller. Ağrı kesicinin etkisi geçene kadar beden kendi kendini onarır ve bu yüzden biz de ağrı kesici alarak iyileştiğimiz yanılgısına düşeriz..

Kronik hastalıklar için de durum farklı değildir. Burada beden kendini onaramadığı için belirtiler ortadan kalkmaz. Şeker hastalığında , yüksek tansiyonda olduğu gibi.. Bu hastalar ömür boyu tansiyonlarını ve şekerlerini düşüren ilaçlar kullansalar ve tansiyonları ve şekerleri hep normal olsa bile sonunda bu hastalıkların komplikasyonları sayılabilecek şeylerden ölmektedirler- böbrek yetmezliği, kalp enfarktüsü, beyin kanaması gibi. Bu ve benzeri durumlar belirtilerin ortadan kaldırılmasının hastalığın tedavi edilmesiyle aynı anlama gelmediğini hatta belirtilerin bastırılmasının başka düzlemlerde daha fazla komplikasyonun ortaya çıkmasına yol açtığını göstermektedir.

Bir homeopati uzmanı için, bir kimse/hasta, kendinde yolunda gitmeyen şeyler olduğunu hissettiği andan itibaren hastadır, ve hastalık, klasik tıp tanımlamaları içinde konumlandığında zaten çok ilerlemiş demektir. Klasik tıp hekimi için, bir kimse/hasta laboratuar testlerinde bir şey görülebildiği zaman hastadır. Mesele şudur ki, hasta haklıdır: onun belirtilerinin başlangıcı olan bu rahatsızlıklar, eninde sonunda klasik tıp tarafından tanınmış/kabul edilmiş doku değişiklikleri ile neticelenirler yani hasta kendini iyi hissetmemeye başladığı andan itibaren vücudunu , duygu durumunu ve zihnini hasta etmeye başlamıştır ve bu durum eninde sonunda bedeninde hastalık olarak ortaya çıkacaktır.

Homeopati uzmanı, tüm bu başlangıç sahnesinde ortaya çıkar ve fonksiyonel bozuklukları tedavi edebilir, dolayısıyla sonraki patolojik doku değişikliği olasılığını ortadan kaldırır. Eğer hasta tedavi edilmeden önce bir alopatik tanı/teşhis için beklemek zorunda kalırsa, bunun sonuçları ağır olabilir. Bu nedenle homeopatinin bir kimsenin izleyebileceği en iyi koruyucu yöntem olduğu tekrar tekrar vurgulanmalıdır. Organon Özdeyiş 7’de Hahnemann bunu çok zekice ifade eder :
“Belirtiler/semptomlar yalnız başına hastalığın istediği ve iyileştirici faktörünü ortaya çıkardığı aracı/çareyi oluşturmalıdır. Bundan dolayı, hastalığın iç yapısının dışa dönük olarak aksettirilen bu imajı uygun tedavi unsurunun seçimini belirleyen en önemli ya da yegane aracı olmalıdır.” Yani hasta/kişinin yakınmalarının gösterdiği ilaç doğru tekniklerle seçildiğinde kalıcı hasar oluşmadan kişi sağlığına kavuşturulabilir, bunu tek yolu ilaç verme kriterinin klasik tıp tarafından konulan teşhisler değil kişilerin gösterdiği bulguların objektif şekilde algılanması ve bunlar göz önüne alınarak doğru homeopatik ilacın seçilmesidir.


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret41514
RADAR