HOMEOPATİ

"Sağlıkta Bütünsel Yaklaşım"

HOMEOPATİ NASIL ETKİ EDER ?...



Hastalık belirtilerini baskılamaya yönelik tedavi biçimleri yaygın olarak kullanılıyor. Oysa, bu tip tedavi vücudun kendi kendini iyileştirebilme özelliğini yok ediyor ve vücut dıştan yardım görmeden hastalığın üstesinden gelememeye başlıyor. Hastalıkla benzer belirtiler oluşturan homeopatik ilaçlar ise, vücudun kendi iyileşme gücünü harekete geçirerek sonuca ulaşıyor. Bu güçle, doğal yollardan bir çok şikayetin ortadan kalkması sağlanıyor.

HOMEOPATİ TEDAVİSİNİN DAYANDIĞI İLKELER:

Benzerlikler Kanunu: Homeopatinin baz aldığı temel kavram ise Latince “ similia similibus curentur ” olarak ifade edilen “benzer benzeri tedavi eder” ya da “benzerlerin kanunu” olarak çevirebileceğimiz kavramdır. Bu kanuna göre bir remedi (ilaç) eğer sağlıklı bir insanda söz konuşu olan hastalığın benzer bulgularını oluşturabiliyorsa o hastalığı tedavi de edebilir. Yani bir hastanın “migren” şikayetini tedavi etmek istiyorsak , sağlıklı bir kimseye verildiğinde “migren” tipi bir ağrı oluşturabilir bir madde olması şarttır. Aksi takdirde kalıcı iyilik hali oluşmaz hasta senelerce ağrı ataklarında ağrı kesicilere mahkum kalır ve olay ilerler.

Hahnemann bu kavramı bulduğunu iddia etmemiştir çünkü M.Ö. 10. yy da Hindu bilgeler bunu bir kural olarak tariflemiş, M.Ö.4. yy da Hipokrat ve M.S .6.yy da Paraselsus bu kanunu tekrar ifade etmişlerdir.

Remedi’nin (remedi kelimesi İngilizce de “derman, çare” anlamındadır, bu nedenle biz homeopati uzmanları tedavide kullandığımız maddelere bu isimle hitap etmeyi “ilaç” demeye tercih ederiz.) tetiklediği bulgularla kişisel hastalık bulgularının eşleşmesi tek ve şifa getiren ilacın seçilmesine olanak sağlar.

İlaç denemeleri (proving) Kanunu :

Homeopatinin 2. kanunu bir maddenin tıbbi etkilerinin test edilmesiyle (proving) ilgilidir. Bir remediyi kanıtlamak için bir grup sağlıklı insana günlük olarak belli dozda verilir ve oluşan bulgular ayrıntılı olarak kaydedilir. Standart çift-kör çalışma metoduyla uyumlu olması için test grubunun yarısına da placebo (ilaç içermeyen tabletler) verilir.

Proving tamamlandığında ,deneklerde gelişen tüm bulgular ,baş dönmesi, hafıza kaybı, huzursuzluk ve benzerleri ,remedinin karakteristik özellikleri olarak , homeopatların referans kitabı olan Materia Medika da listelenir. Homeopat bir hastayı tedavi etmek istediğinde materiya medikada tarif edilen resme bakar ve bulgular eşleşiyorsa benzerlerin kanunu uygulayarak remediyi seçer.

Minimum Doz Kanunu Homeopatinin 3. Kanunu remedinin hazırlanmasıyla ilgilidir. Her biri kontrollü sulandırma ve çalkalama işlemlerinin birbirini ardışık olarak izlediği süreçlerden geçer , ta ki hazır hale gelen içerikte özgün maddeden molekül kalmayana kadar. Garip bir bulgu olarak , en fazla sulandırılmış içerik en yüksek tedavi gücüne sahip olandır.

1800'lerde bu derece küçük miktarlarda içeriklerin tedavi edici olabilmesi akıl almaz geliyordu ancak nükleer çağda bu kavram artık kanıtlanabilmektedir . Eser elementlerin vücuttaki miktarlarının çok zor tespit edilebilmelerine rağmen hayati fonksiyonlar için elzem olarak bulunduklarının bilinmesi ya da tiroid hormonunun 0.000050 gramının günlük ihtiyaca yettiğinin tespit edilmesi bunlara örnektir. Bu tespit edilemez miktarlardaki dozların tedavi gücünün anlaşılamaması yanında bu gün aspirin ve benzeri çoğu ilacın tedavi mekanizması da bilinememektedir. Minimalize etme süreci doğada tedavi amaçlı kullanılamayan bir çok maddenin , kömür ,kum, metaller gibi , kullanımına da olanak sağlamaktadır. Bir remedi dokulara direkt etki edecek miktarda madde içermediği için toksik ve yan etkili olması da imkansızdır. Bu nedenle 150 yıldır hiçbir homeopatik ilaç kullanımdan çıkarılmamıştır.

Tek İlaç

Günümüz tıp pratiğinde ,genel olarak tek seferde 2 ya da daha fazla ilaç reçeteleme uygulamasının tersine çoğu homeopat tek seferde sadece bir ilaç kullanır . Tek ilaç kullanım pratiği , çoğul ilaç kullanımı ile gelişen ve günümüzde gittikçe artan ilaç etkileşimlerine de dikkati çekmektedir. Amerikan eczacıları dergisinde 1978 yılında çıkan bir makalede şöyle denmektedir. “ Tipik bir hastanede yatarak tedavide hastaya ortalama 10 farklı ilaç verilmektedir ki bu sayı bazen 30 a kadar da çıkabilmektedir. Ayaktan tedavilerde işe tek seferde verilen ortalama miktar 6 ilaçtır.” Örnek olarak ; Yatıştırıcı-uyuşturucu (sedative-hipnotic) ilaçlar dünyada en çok reçetelenen ilaç grubudur ve bir çok başka ilaç ile kombine edildiklerinden ciddi hipertansif ya da konvulziv atak geliştirebilirler. Homeopatik ilaçlarda bu tip bir etkileşim söz konuşu değildir.

Ancak homeoptik ilaçlar çok nadiren sadece yine kendileri gibi hazırlanan ana tentürler, bach çiçek remedileri ya da Shussler Tuzu olarak adlandırılan ilaçlarla kombine edilirler.


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam28
Toplam Ziyaret43037
RADAR